2019’un Beslenme Trendleri!

/ Aralık 10, 2018
2019’un Beslenme Trendleri


Tüm canlılar için en temel ihtiyaçlardan biri olan beslenme ihtiyacı, yıllar içinde değişen koşullarla birlikte birçok farklı tarz yarattı. Özellikle sosyal medyanın hayatımızda kapladığı yer arttıkça trendlerden de çok kolay etkilenir olduk. Birçok insan “sağlıklı beslenme” kaygısı taşımaya başladı ve birçok yeni yöntem gün yüzüne çıktı. Diyetisyen Emel Terzioğlu Arslan, yeni dönem beslenme trendlerini anlattı.

Yaşam tarzımızdaki değişikliklerle birlikte en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan beslenme alışkanlıklarımızda da köklü değişimler oldu. Zorlu ve stresli iş hayatı, trafik, kirli hava, genel olarak hayat şartlarının zorluğu bu değişimde büyük rol oynuyor. Hızlı dijitalleşme ve sosyal medyanın da yaygın iletişim ve etkileşim sebebiyle trendlerin belirlenmesinde önemli etkisi var. Günümüzde birçok beslenme trendi olsa da yapılan çalışmalar hep aynı noktada birleşiyor. En iyi beslenme şekli, kişinin yaşam tarzına en uygun ve sürdürülebilir beslenme şeklidir. İşte 2019’un beslenme trendleri…
Organik beslenme her dönemin trendi
Organik beslenme aslında yeni bir trend değil, çok uzun zamandır çoğumuzun hayatında. Ve organik beslenmeye özen gösteriyoruz. Bu tarz beslenme yine ilk sıradaki yerini koruyor. Ancak günümüzde organik gıda bulmak ve bulduklarımıza güvenmek oldukça zor. Bu gıdaları satın alırken organik gıda sertifikalarının olmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Organik gıdalar, hiçbir kimyasal madde, sentetik ve iyonlayıcı radyasyon gübre kullanılmamış, genetiği değiştirilmemiş gıdalardır. Organik gıdaların yetiştiği topraklar günümüzde uygulanan metotlardan %50 daha fazla vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini içeriyor. Ayrıca organik gıdalar daha yüksek antioksidan kapasitesine sahip. Dolayısıyla bu gıdalar çağımızın vebası kansere karşı koruyucu etki gösteriyor ve hastalık oluşma riskini azaltıyor. Intermittent fasting
Intermittent fasting, son dönemlerde kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için birçok kişi tarafından uygulanan bir yöntem haline geldi. Bu yöntemde bilinçli ve planlı olarak öğünler atlanıyor ve oruç pencereleri oluşturuluyor. En çok tercih edilen iki modeli; “belirli aralıklarda beslenme” ve “2 öğün atlayarak 24 saat aç kalmak”. İlk yöntemde 4,6 ya da 8 saatlik tokluk periyotları var. Yani 24 saat içinde 16 saat aç kalıp 8 saat yemek yenilebilir. Diğer yöntemde ise bir gün normal beslenip diğer gün aç kalınır. Ancak yapılan çalışmalar bu beslenme tarzının diğer kalori kısıtlı diyetlerden daha etkili olduğunu ya da daha fazla ağırlık kaybı sağladığını göstermiyor. Ya da sporcular için performans artırıcı olduğu kanıtlanmamış. Intermittent Fasting’de en uygun yöntem 16/8 yöntemi ancak bu beslenme tarzı hakkında daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç var.
Ketojenik diyet
Ketojenik diyet ilk olarak 1920’li yıllarda epilepsi tedavisi için kullanıldı. Günde 50 gr.’dan daha az karbonhidrat tüketimini gerektiren bir beslenme şekli. Bu diyette karbonhidratın yerini yağlar alıyor ve yüksek yağ, düşük karbonhidrat, orta derecede protein içeriyor. Yani aslında bu diyet bilinenin aksine yüksek proteinli bir diyet değil. Kanda uzun süre keton cisimciklerinin bulunması ketozis durumuna, bu durum ilerlerse de ketoasidoza neden olabilir. Ayrıca yüksek protein ve yağ içeren diyetler kalp, böbrek ve kemik sağlığı için risk oluşturuyor. Yani ketojenik diyet bir zayıflama yöntemi olarak kesinlikle kullanılmamalı.
Glutensiz beslenme trendine dikkat
Son dönemde birçok kişi gluten hassasiyeti olmasa bile glutensiz beslenme tarzını benimsemiş durumda. Hatta bu tarz beslenme bir dönem ciddi bir artış gösterince araştırmacılar çölyak hastalığı (gluten alerjisi) olmayan bireylerde glutensiz beslenmenin teşvik edilmemesi gerektiğini açıklamak durumunda kaldılar. Gluten, buğday, arpa, çavdar gibi bazı tahıllarda doğal olarak bulunan bir proteindir. Doktorlar tarafından glutensiz beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmesi gereken kişiler dışında diyet yaparken glüteni hayatından çıkaran kişilerde, kalp hastalıkları riskinin arttığı gözlenmiştir. Nedeni ise tam tahıllı gıdaların gluten dışında lif, vitamin ve mineral gibi birçok besin öğesini de içermesidir. Diyette bu besin öğelerinin yetersiz kalması da kalp hastalıkları riskini artırıyor. O nedenle vücudumuzu tanımadan ve doktor görüşü almadan sadece trend olduğu için beslenme şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor.
Vegan ve vejetaryen beslenme
Ülkemizde vejetaryen beslenme oldukça yaygın. Son dönemlerde buna vegan beslenme de eklendi. Peki bunlar ne demek? Vejetaryen beslenme tarzını benimseyen kişiler, hayvansal kaynaklı (et, balık, kümes hayvanları vb.) gıdaları tüketmiyorlar. Ancak yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal bazı gıdaları tüketiyorlar. Vegan beslenme tarzındaysa, hayvansal hiçbir gıda tüketilmiyor. Et dışında yumurta, bal, süt ve ürünleri gibi hayvansal hiçbir gıdanın diyette yeri yok. Bu iki beslenme şeklinde de meyve, sebze, tam tahıllar ve bitkisel proteinler yoğun olarak tüketildiği için bağışıklık sistemi güçleniyor. Genellikle kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, obezite ve bazı kanser türleri vejetaryen veya vegan beslenenlerde vejetaryen/vegan olmayanlara göre daha az rastlanıyor. Ancak bu beslenme tarzı her zaman çok sağlıklı bir beslenme tarzı anlamına gelmiyor. Bu kişiler dönem dönem kan tahlili yaptırmalı ve besin öğelerinin yeterli alımına dikkat etmeliler.
2019’un Beslenme Trendleri


Tüm canlılar için en temel ihtiyaçlardan biri olan beslenme ihtiyacı, yıllar içinde değişen koşullarla birlikte birçok farklı tarz yarattı. Özellikle sosyal medyanın hayatımızda kapladığı yer arttıkça trendlerden de çok kolay etkilenir olduk. Birçok insan “sağlıklı beslenme” kaygısı taşımaya başladı ve birçok yeni yöntem gün yüzüne çıktı. Diyetisyen Emel Terzioğlu Arslan, yeni dönem beslenme trendlerini anlattı.

Yaşam tarzımızdaki değişikliklerle birlikte en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan beslenme alışkanlıklarımızda da köklü değişimler oldu. Zorlu ve stresli iş hayatı, trafik, kirli hava, genel olarak hayat şartlarının zorluğu bu değişimde büyük rol oynuyor. Hızlı dijitalleşme ve sosyal medyanın da yaygın iletişim ve etkileşim sebebiyle trendlerin belirlenmesinde önemli etkisi var. Günümüzde birçok beslenme trendi olsa da yapılan çalışmalar hep aynı noktada birleşiyor. En iyi beslenme şekli, kişinin yaşam tarzına en uygun ve sürdürülebilir beslenme şeklidir. İşte 2019’un beslenme trendleri…
Organik beslenme her dönemin trendi
Organik beslenme aslında yeni bir trend değil, çok uzun zamandır çoğumuzun hayatında. Ve organik beslenmeye özen gösteriyoruz. Bu tarz beslenme yine ilk sıradaki yerini koruyor. Ancak günümüzde organik gıda bulmak ve bulduklarımıza güvenmek oldukça zor. Bu gıdaları satın alırken organik gıda sertifikalarının olmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Organik gıdalar, hiçbir kimyasal madde, sentetik ve iyonlayıcı radyasyon gübre kullanılmamış, genetiği değiştirilmemiş gıdalardır. Organik gıdaların yetiştiği topraklar günümüzde uygulanan metotlardan %50 daha fazla vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini içeriyor. Ayrıca organik gıdalar daha yüksek antioksidan kapasitesine sahip. Dolayısıyla bu gıdalar çağımızın vebası kansere karşı koruyucu etki gösteriyor ve hastalık oluşma riskini azaltıyor. Intermittent fasting
Intermittent fasting, son dönemlerde kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için birçok kişi tarafından uygulanan bir yöntem haline geldi. Bu yöntemde bilinçli ve planlı olarak öğünler atlanıyor ve oruç pencereleri oluşturuluyor. En çok tercih edilen iki modeli; “belirli aralıklarda beslenme” ve “2 öğün atlayarak 24 saat aç kalmak”. İlk yöntemde 4,6 ya da 8 saatlik tokluk periyotları var. Yani 24 saat içinde 16 saat aç kalıp 8 saat yemek yenilebilir. Diğer yöntemde ise bir gün normal beslenip diğer gün aç kalınır. Ancak yapılan çalışmalar bu beslenme tarzının diğer kalori kısıtlı diyetlerden daha etkili olduğunu ya da daha fazla ağırlık kaybı sağladığını göstermiyor. Ya da sporcular için performans artırıcı olduğu kanıtlanmamış. Intermittent Fasting’de en uygun yöntem 16/8 yöntemi ancak bu beslenme tarzı hakkında daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç var.
Ketojenik diyet
Ketojenik diyet ilk olarak 1920’li yıllarda epilepsi tedavisi için kullanıldı. Günde 50 gr.’dan daha az karbonhidrat tüketimini gerektiren bir beslenme şekli. Bu diyette karbonhidratın yerini yağlar alıyor ve yüksek yağ, düşük karbonhidrat, orta derecede protein içeriyor. Yani aslında bu diyet bilinenin aksine yüksek proteinli bir diyet değil. Kanda uzun süre keton cisimciklerinin bulunması ketozis durumuna, bu durum ilerlerse de ketoasidoza neden olabilir. Ayrıca yüksek protein ve yağ içeren diyetler kalp, böbrek ve kemik sağlığı için risk oluşturuyor. Yani ketojenik diyet bir zayıflama yöntemi olarak kesinlikle kullanılmamalı.
Glutensiz beslenme trendine dikkat
Son dönemde birçok kişi gluten hassasiyeti olmasa bile glutensiz beslenme tarzını benimsemiş durumda. Hatta bu tarz beslenme bir dönem ciddi bir artış gösterince araştırmacılar çölyak hastalığı (gluten alerjisi) olmayan bireylerde glutensiz beslenmenin teşvik edilmemesi gerektiğini açıklamak durumunda kaldılar. Gluten, buğday, arpa, çavdar gibi bazı tahıllarda doğal olarak bulunan bir proteindir. Doktorlar tarafından glutensiz beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmesi gereken kişiler dışında diyet yaparken glüteni hayatından çıkaran kişilerde, kalp hastalıkları riskinin arttığı gözlenmiştir. Nedeni ise tam tahıllı gıdaların gluten dışında lif, vitamin ve mineral gibi birçok besin öğesini de içermesidir. Diyette bu besin öğelerinin yetersiz kalması da kalp hastalıkları riskini artırıyor. O nedenle vücudumuzu tanımadan ve doktor görüşü almadan sadece trend olduğu için beslenme şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor.
Vegan ve vejetaryen beslenme
Ülkemizde vejetaryen beslenme oldukça yaygın. Son dönemlerde buna vegan beslenme de eklendi. Peki bunlar ne demek? Vejetaryen beslenme tarzını benimseyen kişiler, hayvansal kaynaklı (et, balık, kümes hayvanları vb.) gıdaları tüketmiyorlar. Ancak yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal bazı gıdaları tüketiyorlar. Vegan beslenme tarzındaysa, hayvansal hiçbir gıda tüketilmiyor. Et dışında yumurta, bal, süt ve ürünleri gibi hayvansal hiçbir gıdanın diyette yeri yok. Bu iki beslenme şeklinde de meyve, sebze, tam tahıllar ve bitkisel proteinler yoğun olarak tüketildiği için bağışıklık sistemi güçleniyor. Genellikle kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, obezite ve bazı kanser türleri vejetaryen veya vegan beslenenlerde vejetaryen/vegan olmayanlara göre daha az rastlanıyor. Ancak bu beslenme tarzı her zaman çok sağlıklı bir beslenme tarzı anlamına gelmiyor. Bu kişiler dönem dönem kan tahlili yaptırmalı ve besin öğelerinin yeterli alımına dikkat etmeliler.
Devamı...
elif dizisi isabella


Kanal 7 ekranlarının 5. sezondada yoluna dolu dizgin devan eden günlük dizi filmi Elif’in küçük başrol oyuncusu İsabella Damla Güvenilir, kolu kırılsada seti bırakmadı.
Okulda arkadaşlarıyla oynarken kolunun üzerine düşerek kırılması sonucu kolu alçıya alınan 9 yaşındaki ünlü oyuncu İsabella Damla Güvenilir için senaryoda eklemeler yapıldı.
Dizide de senaryo içinde kolu kırılan sevilen oyuncu İsabella Damla Güvenlir, gerçekten kırılan koluyla setini hiç aksatmadı.
50 ülkede yayında olan Elif isimli dizinin yaşı küçük ama usta oyuncusu İsabella Damla Güvenilir “Yaşım ufak ama bir sorumluluğumun olduğunun farkındayım, yaklaşık 250 kişi bu diziden kazandıkları para ile ailelerini geçindiriyor. Özverili olmak bence öncelikle oyunculara düşüyor” diyerek küçük yaşına rağmen örnek alınacak bir söze imza attı.

elifin kolu kırıldı



Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi baletlerden olan Tan Sağtürk bilindiği gibi hayatını 2009 yılında Alona Ataberk ile birleştirmiş ve bu evlilikten Ada ve Teo isimli iki çocuğu olmuştu.

Her zaman mutlu bir aile tablosu çizen Sağtürk ailesi sansasyondan ve magazinden uzak durmaları ile bilinir. Geçtiğimiz gün Nişantaşı City’s de alışveriş turunda objektiflere takılan Tan Sağtürk çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Devlet Opera ve Balesinin (DOB) yeni sezondaki en iddialı eserlerinden Troya’da ‘Hektor’ hayat verecek olan Sağtürk, yakında Rusya, Japonya ve Almanya gibi ülkelerde Troya’nın gösterileri olacağını ve İstanbul’da getirmeye de çalışacaklarını söyledi.

doğan nurlu adanaya gidek mi


bidolumagazin/Nihal Yeşiltaç Oran 

Sanatçı Doğan Nurlu son günlerin sevilen türküsü "Adana'ya Gidek mi?" için kamera karşısına geçti.

Sözü müziği Halim Limoncu'ya, düzenlemesi Ömer Abut'a ait olan "Adana'ya Gidek mi?" isimli esere yönetmen Ahmet Duran tarafından klip çekildi.
Emek verilen ve eğlenceli bir stüdyo aşaması olan bu tekli çalışmaya Burhan Bayar, Emrah Özel, Esef Asaf Nurlu Ugur Nurlu Murat Ipkıran Mustafa Büyükkılıç  bir çok usta ismin katkısı oldu.
Bayar Müzik etiketi ile dijital platformlarda yerini yerini alan klip ilk günden binlerce kişi tarafından izlendi, sosyal medya kullanıcıların paylaşımlarında yer aldı.

Müslüm Gürses'in hayatını konu alan filmde, Gürses'in çocukluğunu canlandıran Şahin Kendirli'nin söylediği "Adana'ya Gidek mi?" Doğan Nurlu'nun yorumu ve çektiği klip ile dillere düştü.

Müzisyen bir aileden gelen, Abdülkadir Nurlu'nun yeğeni İsmet Nurlu'nun oğlu olan Doğan Nurlu ayrıca birçok sevilen şarkının söz yazarı ve bestecisi.

doğan nurlu haberleri

bidolumagazin.net/Nihal Yeşiltaç Oran

Beyaz Tv’de yayınlanan Söylemezsem Olmaz isimli programa Sacit Aslan konuk oldu ve Bülent Ersoy ile arasında gergin anlar yaşandı.



Bülent Ersoy ve Muazzez Abacı’nın Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen konserleri sonrası, saz ekibinden birinin yaptığı “paramızı alamadık” açıklaması üzerine Söylemezsem Olmaz programında konu masaya yatırıldı.
Açıklama yapma amaçlı telefona bağlanan usta isim Bülent Ersoy, “hiç bir star konserinden sonra çantasını açıp sazlara para vermez” diyerek iddiaları yalanladı. Bu esnada program sunucularından Ece Erken’in Bülent Ersoy’a “Sacit Bey ile bir sorununuz var mı?” sorusu üzerinde Bülent Ersoy “benim kimse ile sorunum yok, bu konuyu Sacit Bey kendi platformunda yazdı” dediğinde Sacit Aslan sinirlendi ve yüksek sesle kendini ifade etmeye başladı. Buna sinirlenen Bülent Ersoy “sesinin ayarına dikkat et” deyince programda gergin anlar yaşandı. Sacit Aslan’ın “Kes sesini” demesi üzerine Ersoy telefonu kapattı.




İş insanı Sadettin Saran ile Mustafa Sandal’ın eski eşi Emina Jahovic arasında aşk dedikoduları magazin gündemine bomba gibi düşmüştü ama ikili bu konuda ser verip sır vermedi .

Sadettin Saran ve Emina en sonunda aşklarını ilan ederek ilk kez objektiflere yakalandı… 10 yıl evli kaldığı, iki oğlunun babası Mustafa Sandal’dan Haziran ayında boşanan şarkıcı Emina Jahovic, uzun süredir birlikte olduğu iş insanı Sadettin Saran ile ilk kez objektiflere takıldı.

Aylardır beraberliklerini gizli tutan sevgililer, bu akşam İstinye Park AVM’de baş başa yemek yedikleri mekan çıkışı kameralardan kaçamadılar. Neşeli halleriyle dikkat çeken Saran ile Jahovic, ayrı araçlarla AVM’den ayrıldılar.


Elif isimli günlük dizi filmin ünlü oyuncusu Yıldız Asyalı, psikolog yardımı almaya başladı.
Yalnız başına bir hayat kurmaya çalışmanın ve bir evlat sahibi olmanın günümüz koşullarında zorluğunu psikolog yardımıyla aşmayı hedefleyen Yıldız Asyalı “Belli bir kariyer sahibi bir oyuncu olmanın yanında hayatla tek başına mücadele etmek çok zor, ayrıca bir kız evlat sahibiyim ve onu doğru bir birey olarak yetiştirmeye çalışmanın telaşını en zararsız atlatmanın yolunu psikoloğa gitmek olarak düşündüm. Yeni anne olmuş her kadınında mutlaka bir danışmanla, evlatlarını yarınlara hazırlamak durumunda olduklarını savunuyorum” dedi.
Gerginliğinizi kontrol altına alamıyorsanız, durduk yere gözleriniz doluyorsa, uzun süredir duygusal bir çalkantı halindeyseniz, hayatınızda köklü değişiklikler yaşadıysanız, fobileriniz oluşmaya başladıysa mutlaka bir psikologla görüşmek zorundasınız ifadesinde bulunan Yıldız Asyalı, oyunculuk gibi ruh geçişlerini sık sık yaşayan meslekler içinde gereklilik olduğunu vurguladı.


Sevilen arabesk sanatçısı Ferdi Gürses, Yalancı isimli şarkısına klip çekti.
Kadırga Prodüksiyon imzası ile çıkan Seni de mi Kaybettim isimli albümünde ikinci klibi, Yalancı isimli şarkıya çekti.
Ferdi Gürses, dinleyicilerinden klip çekmesi yönünde çok fazla istek alan, sözü müziği kendisine ait  Yalancı isimli şarkının klip yönetmeni Ferit Ergül.
Arabesk müzikte artık çok fazla isim kalmadığını söyleyen Ferdi Gürses "Camiaya hiç küsmedim, mücadeleyi hiç bırakmadım. Nefesim yettikçe şarkı söylemeye beste yapmaya devam edeceğim" diye konuştu.

İşte o klip